Mim olarak etiketli yazılar
Mim: Blog Yazarları Hangi Dizileri İzliyor?
8 Eyl
Uzun zamandır mim gelmiyor diye firendfeed’te serzenişte bulunurken Eray sağolsun daha önce başlatmış olduğu mim‘i bana da yollamış. Birde uzun zamandır sinema ve dizi konusunda yazmadığımı da düşünecek olursak tam gediğinde bir mim olmuş oldu benim için. :) Kendisine teşekkür ediyor ve mim’e cavap vermeye başlıyorum. Biraz uzun olacak çünkü izlediğim o kadar çok dizi var ki tek tek okuyacak arkadaşlara şimdiden çok teşekkür ediyorum. :)
1. Kyle XY: (IMDB – Wiki)
Tür: Bilim kurgu, Dram, Teenage
Senarist: Eric Bress, J. Mackye Gruber
Oyuncular: Matt Dallas, Marguerite MacIntyre, Bruce Thomas, April Matson, Jean-Luc Bilodeau, Chris Olivero, Kirsten Prout, Jaimie Alexander
Beni oldukça kendine bağlayan bir dizi olmasına rağmen ABC Family’nin yayından kaldırdığı ve sonrasında fanları tarafından oldukça eleştirilmesine sebep olmuştur. Final bölümüne kadar oldukça başarılı ilginç ve bir o kadarda eğlenceli bir konu üzerine kurulan dizinin benim için en önemli özelliği Bilim kurgu, drama ve teenage dediğimiz türleri birbirine o kadar iyi empoze etmişti ki hiç bir konuda sizi aşırı derecede sıkmadan her şeyi yerli yerinde ve tadında veriyordu.
Ormanda uyanan sıra dışı özelliklere sahip Kyle’ın ilginç gelişimi ve kendini arayışını, yeni ailesi ve çevresindeki arkadaşlarıyla olan ilişkilerini konu alan dizinin yerini doldurabilecek bir dizi hala bulabilmiş değilim.
Eğer sonu mühim değil izlerken beni benden alsın diyorsanız tavsiye edebileceğim dizilerin en başında gelmektedir kendisi.
2. Lost (IMDB – Wiki):
Tür: Macera, Drama, Fantezi, Bilim kurgu, Gerilim
Senarist: Jeffrey Lieber, J.J. Abrams, Damon Lindelof
İzlemeyen kaldı mı bilmiyorum? Dünyada en çok izlenen dizilerin başında gelen bu dizi Türkiye’ye yabancı dizi ekolünü getiren bir çok kişiyi kurgusu sayesinde kendisine hayran bırakmayı başardı. Konusu ise ilginç bir ada ve bu adaya düşen uçaktaki yolcuların başından geçen bir dizi esrarengiz olayı adaya düşmeden önceki hayatları ve birbirleriyle olan ilişkilerini anlatan bu diziyi final bölümüne kadar bir çok kişi eleştirmeye dahi korkarken finali beğenmeyenlerin çoğunlukta olduğunu söylemeden edemeyeceğim.
Bana göre daha iyisi yapılabilirdi belki ama yine de kötü bittiğini düşünmüyorum. Her ne kadar altı yılını bu diziye vermiş ve final bölümü yüzünden serzenişte bulunanların olduğunu görsekte izlenesi dizilerin başında gelmektedir. Dizinin 6 sezon olması biraz gözünüzü korkutabilir. :)
3. Prison Break (IMDB – Wiki)
Senarist: 11 senaristen oluşan geniş bir grup tarafından yazılmıştır.
Haksız yere idam cezasına çarptırılmış olan abisini, mimarı olduğu hapishaneden kaçırmaya karar veren, plan yapma ve üstün zekasını kullanacak olan Michael Scofield’ın kendini aynı hapishaneye düşürmesi ile başlayan dizi daha sonra ABD’nin gizli devletinin işin içinde olması ile gelişen serüveni anlatmakta.
Kurgusu ve özellikle Scofield’ın başarılı planları sayesinde her bölümde ayrı bir heyecan yaşatan dizi gerçekten kendine bağlayacaktır. Özellikle 1. sezonun son bölümleri ve 4. sezondaki temposu ile sizi koltuklarınıza çivileyeceğini düşünüyorum. :)
Toplam 4 sezon olan dizi; yine yayıncısı olan TV kanalının kararıyla erken final yapmış buna rağmen finalden sonra yayınlanan iki bölümlük “Free” bölümüyle takipçilerinin hevesini kursağında bırakmayıp gerçekten güzel ve tadında bir finalle noktalanmıştır.
4. Spartacus: Blood and Sand (IMDB – Wiki)
Senarist: Aaron Helbing, Todd Helbing, Miranda Kwok, Steven S. DeKnight, Brent Fletcher, Tracy Bellomo, Andrew Chambliss, Daniel Knauf
Eski Roma tarihindeki efsane Spartacus’un hikayesini anlatan dizi, İsminde geçen “Kan ve Kum” temasına uygun efektleri ile bu sene oldukça beğeni toplayan diziler arasında yer buldu.
Trakyalı asker Spartacus’un Galadyatör olması ve arenada yükselişini konu alan ilk sezonu tamamlanmıştır. Lenf Kanseri teşhisi konması nedeniyle 2. sezona ara verilmesi söylentileri dolaşırken. 2. sezonun ilk 6 bölümünün gladyatörlerin önceki hayatlarını anlatacağı ve diğer 6 bölümün ise Gods of the Arena ismi ile yayınlanacağı duyurulmuştur.
Dizi de aşırı derecede cinsellik ve şiddet içermektedir. Bu yıl içinde Türkiye’de de yayına girecek olan diziyi internetten indirerek izlemenizi tavsiye edeceğim. Çünkü uygulanan sansürlerle bir çok konuyu kaçıracağınızı düşünüyorum.
5. Fringe (IMDB – Wiki)
Tür: Bilim kurgu, Koru, Gerilim, Macera, Polisiye
Senarist: J.J. Abrams, Alex Kurtzman, Roberto Orci
FBI’ın Fringe departmanında yaşanan sınır bilim olarak nitelendirilen olayları konu alan dizi her ne kadar X-Files tadı versede zamanla bölümler arası ince bağlantılar sayesinde biraz daha kendini göstermeye başladı. Şu ana kadar 2. sezonu yayınlanan dizinin 3. sezonu 23 Eylül’de takipçileriyle buluşmaya hazırlanıyor.
FBI ajanı Dunham, Bilim adamımız Dr. Walter Bishop ve oğlu Peter Bishop karakterleriyle dünya üzerinde yaşanan sınır ötesi bilimle ilgili suçları çözen ve bunlar arasındaki bağlantılarla giderek heyecanlanan dizinin yeni bölümlerini sabırsızlıkla bekliyorum.
Bakalım ilk iki sezondaki başarısını devam ettirebilecek mi hep birlikte göreceğiz. :)
6. The Big Bang Theory: (IMDB – Wiki)
Tür: Sitkom
Senarist: Chuck Lorre, Bill Prady
Sizce zeka mı? güzellik mi? diye soracak olsak ne cevap verirdiniz.
Leonard, Sheldon, Raj ve Howard isimli dört bilim adamı ile Leonard ve Sheldon’ın karşısına taşınan seksi sarışın Penny’nin sıradışı ve komik maceralarını anlatan dizi sizleri her bölümde kahkahalara boğacaktır.
Özellikle Sheldon’ın takıntıları ve robotumsu yaşamına tanık oldukça zevk alacaksınız diziden. :)
Halen yayında olan dizinin 4. sezonu 23 Eylül’de vizyona girmeye hazırlanıyor.
Merakla bekliyoruz.
.
7. How I Met Your Mother: (IMDB – Wiki)
“How I Met Your Mother”, Ted’e ve onun eşine nasıl âşık olduğuna ilişkin bir komedi. Ted bu aşkın hikâyesini gelecekte, çocuklarına anlatıyor.
27 yaşındaki Manhattan’lı mimar Ted, arkadaş grubuyla kendine küçük bir dünya yaratmış bir genç. Grupları dört kişiden oluşuyor: En iyi arkadaşı, hukuk öğrencisi Marshall (Jason Segel), dokuz yıldır birlikte olduğu anaokulu öğretmeni sevgilisi Lily (Buffy the Vampire Slayer’ın Willow’u Alyson Hannigan) ve kendine özgü fikirleri olan, takım elbise giymekten şaşmayan, kızlarla tanışmak için sağlam bir yöntem geliştirmiş Barney Stenson (Neil Patrick Harris). Onun kalıcı ilişki kurmak gibi kaygıları yok. Tersine, renkten renge koşuyor. Bizim onunla tanıştığımız sıralarda Lübnanlı kızları beğeniyor, bir önceki favorisi yarı Asyalı kızlarmış. Günler böylece akıp giderken, Marshall, anaokulu öğretmeni Lily ile evlenmeye karar verdiğini açıklayınca Ted (Josh Radnor) paniğe kapılıyor. Romantik Ted’in bekâr kalmaya hiç niyeti yok ve eğer gerçek aşkı bulmaya niyeti varsa, onun da harekete geçmesi gerek. Derken Robin Trubotsky (Cobie Smulders) ile tanışıyor ve ilk bakışta âşık olduğunu düşünüyor. Acaba sahiden öyle mi?
Aslında biz diziye, gelecekte, 2030 yılında başlıyoruz. Olgunlaşmış, durulup oturmuş Ted Mosby, iki çocuğuna, oğlu (David Henrie) ve kızına (Lyndsy Fonseca) “Size bir hikâye anlatacağım,” diyor. Anneleriyle nasıl tanıştığının hikâyesi. Dinlemek mecburi, öyle benim canım sıkıldı diye kalkıp gitmek yok. Baştan da uyarıyor: “Uzun bir hikâye.” O anlatırken biz de 2005’e dönüyoruz. Gelecekten bölümler ise bu uzun hikâyeyi renklendiriyor. Carter Bays ve Craig Thomas’ın yarattıkları dizi, başından sonuna kadar 25 yıllık ara ile, geçmiş ve gelecek arasında gidip geliyor ama bizim için “şimdi” olan, Ted’in geçmişi. Oğlu ile kızına hikâyesini anlatan yaşını başını almış Ted’i görmüyoruz, sadece onu konuşan Bob Saget’in sesini duyuyoruz.
5 sezonu geride bırakan dizi 6. sezonuna 20 eylülde başlayacağı belirtildi. İzlemenizi tavsiye ederim.
Aslında daha yazacağım bir çok dizi var ama şimdilik bunlarla yetineyim kalanlarıda önümüzdeki günlerde 2. bölüm şeklinde zaman buldukça yazmaya çalışacağım.
Mim’i yazdıktan sonra şimdi sıra geldi paslamaya ;)
Can Paçacı, Sabrican Zaim, Lütfi Gül, İbrahim Uzun, Bülent Sakarya, Guijarra ve Hamdi Yaman ayrıca eğer mim’de ismi geçmeyipte cevaplamak isteyenlere yollayarak kolay gelsin diyorum :)
2009 Neden İyi Geçti?
5 Oca
Uzun zamandır Mim almıyordum. Gerçi hoş pek Mim’de dönmüyor piyasada artık eskisi gibi ya da ben göremiyorum. Sağolsun Oğulcan geçtiğimiz haftanın anlamına uygun bir Mim yollamış. Mim’i başlatan ise severek takip ettiğim Hasan Başusta olmuş. İkisine de buradan sevgilerimi yollayarak Mim’i cevaplamaya geçiyorum.
Yılbaşı akşamı aslında bu konuda olumsuz bir yıl geçirdiğimi yazmıştım, tabi ki bu sadece KPSS noktasından bakıldığında böyle. Aslında gerçekten güzel şeylerde olmadı değil 2009 bunlara kısaca bakalım nelermiş?
- Friendfeed’ten sımsıcak dostluklar edindim. Ankara’da mangal yaptık, Konya’da buluştuk, Bursa’da bir çok yeni arkadaşla yüz yüze tanıştık.
- Selçuk Üniversitesi Bilişim Topluluğu olarak biraz durgun bir dönem geçirdik gibi görünse de yıllardır hep kıl payı kaçırdığımız “BİLMÖK 2010″ u Konya’ya Ankara dışında bir Anadolu şehrine taşıyabildik.
- Okulumu bitirdim, aileme ve memleketime kavuştum, okul arkadaşlarımıda özlemedim değil ama yine arada görüşüyoruz sonuçta… :)
- Her ne kadar KPSS istediğim gibi geçmese de ücretli öğretmenliğe başladım. Bir yandan da KPSS’ye tekrar hazırlanmaya başladım. Bu sefer daha ciddi bir şekilde hem de…
- Aslında en önemlisi sağlığımız, mutluluğumuz, halimiz, vaktimiz yerinde olması değil mi?
Son olarak ta yeni yılın tüm dostlarıma tüm insanlığa, sağlık, huzur, bol kazanç, ve mutluluk getirmesi dileğiyle Mim’i paslamaya geçiyorum. Bursa’da ki tüm etkinliklerde birlikte olduğumuz Can ve Şehnaz Paçacı ailesine, Muharrem Ata‘ya, F. Batuhan İçöz‘e ve Onur Yılmaz‘a yolluyorum.
Mim: İlk bilgisayarımın özellikleri
25 Haz
Oğulcan (Junkchorn)’un yolladığı mim‘i uzun zamandır yazmak için zaman kolluyordum. Açıkçası çok zor bir yazı değildi ama nedense bir türlü yazamadım kendisinden gecikme için özür diliyorum öncelikle. Mim’in konusu “İlk Bilgisayarınızın Özellikleri” olması nedeniyle ilgi alanıma girdiği için aslında biraz daha özenli yazmak istedim.
İlk bilgisayarım IBM 286 idi. :) evet yanlış duymadınız. 99 senesinde bir aile dostumuzun hediyesi olan aşağıda benzer bir resmini gördüğünüz bilgisayara sahiptim gerçi monitörü daha farklı daha yeni bir modeldi. :)
Intel 80286‘ işlemcisine sahip 16 bit veri yolu üzerinde HDD’si arızalı olduğu için 5½ inch floppy disket sürücüsüne sahip olan ve ondan boot olan Dos işletim sistemi ile çalışıyordu Ram’ini inanın bende hatırlamıyorum. :)
Yapabildiklerim ise Dos komutlarını uygulamak ve PW ile yazı yazmaktan öteye geçmemişti. Bu dönemde lise 1. sınıfta olmam sebebiyle derslerde gördüğümüz dos komutları üzerinde oldukça fazla uygulama yapmama olanak sağlamıştı saolsun. :) Harddiskinin bozuk olması ve disketsiz birşey yapamamamdan dolayı Disketi bozuncaya kadar kullanmıştım. :) Sonrasında ise parçalarını incelediğim bir hurdaya dönüştü. Kasası ve monitörünü hala saklarım kilerde :)
İlk bilgisayarımıda anlattıktan sonra sıra geldi mim’i paslamaya…
Kime gitsin kime gitsin diye düşünürken, TeknoMobi (Kürşat), Golden Blog (Mert), Dilaver Demirel ve krsnsk (Fatih) geldi ilk aklıma… Buyrun bakalım söz sizde…
Mim: Bir blogda olması gereken özellikler
6 May
Bu aralar bir mim furyasıdır gidiyor iki gündür yazacağım ama bir türlü zaman bulamadım Müjdat Korkmaz‘ın yollamış olduğu mim‘i cevaplamaya, kendisinden özür dileyerek başlıyorum. Bu arada mim’i oluşturan arkadaş Faruk Sal arkadaşımız kendisine de bu güzel mim için teşekkür ediyorum.
Takip ettiğim bloglarda nelere dikkat ediyorum ?
1. Özgünlük:
Bir sitenin gerçekten kayde değer olması içingeki yazıların özgünlüğü bir haber dahi olsa kendi cümleleriyle yayınlanması gerkeçten emek harcandığını ortaya koyar bu yüzden ilk olarak yazıların özgünlüğünün önemli olduğunu düşünüyorum. Açıkçası bende ilk blog yazmaya başladığımda oradan buradan kopyalayarak yazıyordum ama zamanla bu işin bu şekilde olmaması gerektiğini öğrendim ki bunu bırakıp kendi cümlelerimle kendime has içerikler oluşturmaya başlamamla birlikte takip edilme sayımda da ciddi bir artışın yaşanması bunun en büyük kanıtı bence..
2. İçerik:
Genelde özgünlükten sonra içeriğin kaliteli olup olmaması ya da benim ilgimi çekip çekmemesine bakıyorum. Yazıların sürükleyiciliği, yazım kurallarına gösterilen özen ki burada bende bazen kalvye de yazım hataları yaptığım çok oluyor bir sonraki okuyuşumda bunları farkederek düzeltmeye çalışıyorum bu rağmen gözümden kaçanlar olabiliyor tabi ki o yüzden bazı hataların olmasıda o kadar etkilemiyor. Konu seçimi, bana hitap eden konularda ki bloglar elbette öncelikli tercihim oluyor. Ayrıca yazıların akıcılığı yani insanı sıkmaması da önemli.
3. Tasarım:
Bir diğer dikkat ettiğim özellik ise sitenin görünümü burada dikkat ettiğim özellikler renklerin uyumu, sitede bulunan bileşenlerin düzeni ve en önemlisi yazıların okunabilirliği.
4.Hakkımda bölümü:
Genelde bir bloğa girdiğimde o bloğun yazarı/yazarları hakkında bilgi edinme ihtiyacı duyuyorum. Yaptığı işleri, eğitim seviyesi gibi bilgiler sonuçta bir okurun okuduğu yazının yazarı hakkında bilmesi gerekenler olduğunu düşünüyorum bu yüzden de yeni bir siteye girdiysem ilk gözüme çarpan bölümler arasında Hakkımda sayfası.
5. İletişim:
Her bloğun mutlaka bir iletişim sayfasının olması gerektiğini hatta ve hatta olmazsa olmazlarından olduğunu düşünüyorum. Bire bir etkileşimi sağlayan en önemli kısım olduğu konusunda da kimsenin itirazı yoktur sanırım.
Bir blogta olması gerekenler denilince ilk aklıma gelenler bunlar. Bende bu mim’i Fatih Aktürk, Murat Can Demir, Ömer Karapınar, Burak Budak ve Mücahit Yılmaz‘a paslıyorum. Kolay gelsin :)
Mim: Fanatiği olduğum yazılımlar
3 May
Barış‘ın başlattığı güzel bir mim’e dün akşam krsnsk dostum sayesinde bende halkaya katıldım.
Fanatiği olduğunuz yazılımları listelememizi istemişler krsnsk’nın yazısında bahsettiği gibi hiç bir uygulama insan yapımı olması sebebiyle mükemmel değildir. Bu yüzden her yazılımın eksik yanları mutlaka vardır. Benim se fanatiklik seviyesinde kullandığım, Olmazsa olmaz dediğim ve her formattan sonra kurduğum programlara yer vererek başlıyorum Mim’e cevap vermeye..
1. Browser: Firefox:

Yaklaşık 12 yıldır profesyonel anlamda bilgisayar kullanıyorum bu dönem içerisinde bir çok tarayıcı kullandım taki 2004 yılında firefox kullanmaya başlayana kadar denemediğim browser kalmadı açıkçası. Her windows kullanıcısı gibi ilk İnternet Explorer ile başladım ardından bi Opera taraftarlığı oluşmaya başladı hızı ve kullanılabilirliği bakımından çokta başarılıydı ve güvenlik noktasında da kendisinden oldukça söz etiren bir browser fakat Firefox ile tanıştıktan ve eklentilerini kullanmaya başladıktan sonra İnternet’te sörf bir zevk haline gelmeye başlıyor ve kendinize göre şekillendirebiliyorsunuz tarayıcınızı bunu sağlayan ise yazılımın açık kaynaklı olması ve kendini sürekli olarak yenilemesinden kaynaklanıyor. Programın tek eksik yanı ve geliştirilmesi gereken nokta olarakta özellikle Flash ve Javascript’in bol olduğu sitelerde Ram kullanımının gerçekten büyük boyutlara ulaşmasına ( öyle ki 1000 MB ram kullandığı zamanları çok gördüm :) tabi bunun için gerçekten yormanız gerekiyor. ) değinmeden geçmemek gerekir. İleride İnternet Tarayıcıları ile ilgili geniş bir makale yazmayı düşünüyorum ve devamını buraya saklıyorum.
Programı indirip kurmak için: http://www.mozilla-europe.org/tr/firefox/ adresini ziyaret edebilirsiniz.
2.Güvenlik Yazılımları Kaspersky İnternet Security 2009:
![]()
Özellikle teknik destek elemanlığı yaptığım dönemlerde Anti-virüs yazılımlarının tümünü kullandım. 2004 yılına kadar Norton’dan vazgeçmiyordum. Eğer sistem gerçekten düşük özelliklere sahipse Mcaffee ViruScan kuruyordum. Özellikle Norton’un 2004 yılından sonra gerçekten sistemi sömürmesi yeni arayışlara itti bu dönemde Mcaffee ViruScan sessiz sakin çalışmasına rağmen pek te başarılı sonuçlar vermemesi. O dönemin E-trust Ez ki şu zamanların Nod32′si olarak görüyorum onu :) çalışıp çalışmadığını anlamadığınız ama inanın hiç bir virüs yakalayamayan bir antivirüs yazılımı olunca bundan da vazgeçtim ve 2005 yılında daha önce sistemi çok ağırlaştığından dolayı pek kullanmak istemediğim Kaspersky ile devam etme kararı aldım :). Şu ana kadar da bu kararımdan memnun kaldım. Anti-Virüs konusunda tavsiyelerim de eğer virüsler ve yayılma yolları hakkında çok bilgili değilseniz kesinlikle Kaspersky İnternet Security kullanmanız çünkü sizin yerinize çoğu şeyi kendisi yapyıor. ilk başlarda sorduğu sorlardan gerçekten rahatsız olabilirsiniz ben bu durmu yeni yeni konuşmaya başlayan çocuklara benzetiyorum öğrenmek için herşeyi sorarlar bu nedir?, şu nedir? diye Kaspersky’da aynen böyle kendi yapay zekasını geliştiriyor. Bir program ilk defa çalıştığında sizin çalıştırıp çalıştırmadığınızı öğrenmek istiyor ve sonraki yapacaklarını sizin cevabınıza göre zekasına yerleştriyor ve bir sonraki aynı durumla karşılaştığında gereken eylemi kendisi yapıyor. Unutmayın Güvenlik yazılımları sistemin ağır çalışmasına mutlaka neden olacaktır. Çünkü güvenliğiniz için çalışan yazılımları kontrol altında tutması şarttır. Özellikle Kaspersky İnternet Security 2009 ile bu ağırlaşmayıda aşmışlar bence sadece virüs taraması yaparken PC’yi kullanamıyorsunuz :)
Programın 30 günlük demosu için: Türkçe , İngilizce
3. Download Yöneticisi: İnternet Download Manager:
Download yöneticisi olarak ilk kullandığım program FlashGet idi yıllar önce o zamanlar tüm anti virüslerde virüs uyarısı vermesine karşın ve bir türlü ısınamamamdan dolayı değiştirme ihtiyacı duydum ve bi arkadaşımın tavsiyesi ile Orbit kullanmaya başladım ki son bir seneye kadar da oldukça memnundum. Ama son bir senedir ne oldu bilmiyorum Rapidshare linklerinde sorunlar yaşamaya başladım iyi ki de başlamışım diyemeden edemeyeceğim IDM ile tanışmama vesile oldu. Gerçekten çok başarılı bir Download Yöneticisi tek eksiği hız sınır konusunda belirlediğiniz hız her download için ayrı bir sınır oluşturması programın en güzel özelliği ise işlem kuyruğunda aynı anda indirilecek dosya sayısını belirledikten sonra kendisi tüm listeyi indiriyor sırası ile ve isterseniz bittiğinde otomatik pc yi kapatıp gece bilgisayarınızı açık bırakabilmenize en iyi şekilde olanak sağlıyor.
30 günlük deneme sürümüne buradan ulaşabilirsiniz: http://www.internetdownloadmanager.com/download.html
4. E-Posta: Windows Live Mail:

E-posta client konusunda sanırım Outlook ve ThunderBird kullanan bir çok kişi var etrafımda genelde kişisel domainlerinin maillerini kullanıyorlar Outlook’ta hotmail adreslerinizi alamıyorsunuz ( şu an bu mümkün oluyormu bilmiyorum uzun zamandır Outlook kullanmıyorum.) Live servisleri ile birlikte geliştirilen, Vista ve Windows 7′de standart olarak gelen eski Outlook Express’in mirasçısı olan bu porgram bence oldukça başarılı Pop3 destekli e-postalarınızın yanı sıra Hotmail, Live adreslerinizi de sorunsuzca import edebileceğiniz bir yazılım olması sebebiyle.. Kolay ayarları ve Outlook gibi çok hantal olmaması ve Outlook’ta çok yaşadığım sorunlardan birisi sebepsiz çakılmalardan arındırılmış olarak kullanıcı dostu; tek sorunu hotmail ve live gibi web üzerinden import ettiği maillere Kural oluşturamanıza izin vermemesi.
5. FTP: FileZilla:

FTP Client yazılımları arasında ufak boyutu ve özellikleri ile vageçemediğim bir programdır kendileri. Kolay ara yüzü hızlı bağlantı yaptığınız 10 ftp hesabını tutup kolayca tekrar bağlanmanıza olanak vermesi ve tamamen açık kaynak olması bu sayede sürekli güncellemenmesi ise en beğendiğim özellikleri. Zip versiyonunu indirdiğinizde kurulum istememesi de portable olarak taşıyabilmenizi kolaylaştırıyor.
Donwload için: http://filezilla-project.org/download.php
6. IDE: EMS SQL Manager For MySql:

EMS Sql Manager for MySql; Mysql veri tabanı için bir IDE (integrated development environment) başarısı da gerçekten kullanılabilirliği sayesinde geliyor. İlk tanışmam ise Dilaver‘in tavsiyesi üzerine oldu. Fanatiği olmama neden olan olay ise bitirme projemde kullanmak zorunda olduğum yaklaşık 86.000 kayıttan oluşan bir Excel tablosunu MySql’ e aktarmam gerekmesi ve çok basit bir sihirbaz yardımıyla bunu EMS ile gerçekleştirebilmemden kaynaklanıyor ve sanırım MySql için en güzel IDE olmasını da bu basit kullanışlılığı sayesinde hakediyor.
Download adresi: http://www.sqlmanager.net/en/products/mysql/manager/download
7. Video: KM Player:
KM playerla tanışmadan önce kullanmadığım Video Player yok denebilir. Özellikle benim gibi bir film ve dizi tutkunuysanız özellikle divx filmler izliyorsanız en büyük derdiniz codeclerdir. Bazı formatlarda anlamsız hatalar alt yazının video izlerken gözükmemesi gibi sorunları yaşamanız en çok başınıza gelen olaylardır. Bu konuda BS player + KLM Codec pack oldukça başarılı bir ikili oluşturuyordu ama KM Player ise tamamen ücretsiz olarak sunulan ve hiç bir video codec ihtiyacı bulunmayan ( Flash player yüklü olması gerekmekte çalışması için) bir video player. Başarısınıda buradan alıyor tırım tırım codec aramınız gerekmiyor. Buna ek olarak kolay kullanımı sağlayan kısa yolları ise film izleme zevkine zevk katıyor.
Download linki: http://kmplayer.en.softonic.com/download
Genel olarak tüm kullanıcılara hitap edecek ve sürekli işime yarayan uygulamalar arasından seçtim sizler için paylaşmayı uygun gördüğüm yazılımları aslında o kadar fazla yazılım var ki kullandığım zaten bir çoğunuz kullanıyorsunuzdur. Bunları da açıklama yapmadan yazsam iyi olacak çünkü yazı uzadıkça sizleri sıkmak istemiyorum.
Microsoft Live Messenger, Gtalk, Skype, Aimp2, PHP IDE olarak Php designer 2008, Dreamviewer, Photoshop, Your Uninstallar 2008 bunların başında gelen yazılımlar.
Güzel bir mim’e cevap verdikten sonra artık paslamaya geçebilirim. :)
Ev arkadaşlarım Dilaver Demirel, Muharrem ATA Mim yazmasada belki okuyucularına faydası dokunacağını düşünerek yazabileceğini umduğum Daron Yöndem‘e, Junkchorn‘a Şu an ingilterede ilk günlerini yaşayan Halil Yetgin‘e ve Mustafa İren‘e yolluyorum








