Klavyemden Kopanlar
Aklımızdan geçenler yüreğimize hükmeder ederler. Bende bunun tersine inanırım kalbimizdeki ne ise aklımızda da o vardır.
1 yaşına girmişim… :)
6 Tem
05.07 tarihi benim için giderek özelleşmeye devam ediyor. Niye mi? birincisi blogumun yayın hayatına giriş tarihi olmasına bu senede Konya’dan kesin dönüş yapmam eklenince farklı bir özelliği olmaya başladı. Kolay değil 4 yıldır bir şekilde birşeyler paylaştığınız dostlarınızdan, arkadşalarınızdan uzun süreli ayrılıklar hep özel olmuştur. Bunun için ayrı yazılarım oldu o yüzden burada çok fazla girmeyeceğim bu konuya… Ayrıca bu blogda ikinci post olan Arkadaşlıktan öte kardeşim olan Ahmet Çelik‘in doğum gününden bir gün önce olmasıda unutmamama vesile oldu :)

Evet koskoca 1 yıl yani 365 gün geçmiş bu süre içinde blogumun bana bir sürü faydası oldu inanın. Yepyeni dostluklar, arkadaşlıklar kurmama vesile oldu, kendimi daha iyi ifade edebildiğimi farkettim.
Kurumsal blog yazarı oldum bu sayede…
Uzun yıllar sonra inşallah yine aynı bu heyecan ve sevinçle nice yıllarımızı doldururuz. Eğer hala bir bloğa sahip olmayan arkadaşlarımız var ise bence en kısa zamanda başlasınlar… :)
Mim: İlk bilgisayarımın özellikleri
25 Haz
Oğulcan (Junkchorn)’un yolladığı mim‘i uzun zamandır yazmak için zaman kolluyordum. Açıkçası çok zor bir yazı değildi ama nedense bir türlü yazamadım kendisinden gecikme için özür diliyorum öncelikle. Mim’in konusu “İlk Bilgisayarınızın Özellikleri” olması nedeniyle ilgi alanıma girdiği için aslında biraz daha özenli yazmak istedim.
İlk bilgisayarım IBM 286 idi. :) evet yanlış duymadınız. 99 senesinde bir aile dostumuzun hediyesi olan aşağıda benzer bir resmini gördüğünüz bilgisayara sahiptim gerçi monitörü daha farklı daha yeni bir modeldi. :)
Intel 80286‘ işlemcisine sahip 16 bit veri yolu üzerinde HDD’si arızalı olduğu için 5½ inch floppy disket sürücüsüne sahip olan ve ondan boot olan Dos işletim sistemi ile çalışıyordu Ram’ini inanın bende hatırlamıyorum. :)
Yapabildiklerim ise Dos komutlarını uygulamak ve PW ile yazı yazmaktan öteye geçmemişti. Bu dönemde lise 1. sınıfta olmam sebebiyle derslerde gördüğümüz dos komutları üzerinde oldukça fazla uygulama yapmama olanak sağlamıştı saolsun. :) Harddiskinin bozuk olması ve disketsiz birşey yapamamamdan dolayı Disketi bozuncaya kadar kullanmıştım. :) Sonrasında ise parçalarını incelediğim bir hurdaya dönüştü. Kasası ve monitörünü hala saklarım kilerde :)
İlk bilgisayarımıda anlattıktan sonra sıra geldi mim’i paslamaya…
Kime gitsin kime gitsin diye düşünürken, TeknoMobi (Kürşat), Golden Blog (Mert), Dilaver Demirel ve krsnsk (Fatih) geldi ilk aklıma… Buyrun bakalım söz sizde…
Mezuniyet ve Dostluklar
16 Haz
Mezuniyet her ne kadar mutluluk verici bir olay da olsa güzel anıları ve yaşananlar düşünüldüğünde insanın içini burkuyor. Hele dolu dolu geçen ve arkadaşlıktan öte dostluğa hatta ve hatta kardeşliğe dönüşen ilişkileri düşündükçe insanın yüreğini sızlatıyor.
Bu yazıyı yazma nedenim Selçuk Üniversitesi’nde ki ilk günümde tanıştığım, Yadam’da (Yabancı Diller Meslek Yüksekokulu) yanımda oturan İntibak sınıfında aynı sırayı; sonrasında ise aynı evi, aynı sofrayı paylaşyığım kardeşim Muharrem Ata ( More ) ile son gecem olması sebebiyle yazıyorum. O kadar güzel anılar paylaştık ki anlatmaya ne harfler yeter ne sayfalar… Bir fiil 1460 günlük Üniversite hayatımda her an yanımda olan kardeşimle neler yaşamadık ki…
Hayatta hep güzellikler yaşansaydı değeri kalmazdı sanırım. Aslında bu vuslatında güzelliği tekrar bir araya gelindiğinde vereceği haz olsa gerek. Belki yıllar sonra aynı mecliste yanyana gelindiğinde “Ne günlerdi…” nidasıyla hafızaların tazeleneceği anda duyulacak tad, şu an duyulan hüznü alıp götürecek hayatımızın karelerinden… Sevgi ile anılacak yaşananlar… Belki yaşananlardan daha duygulu anlar yaşanacak dolu dolu…
Her ne olursa olsun unutlmayacak yaşanan anlar… hep hafızalarda kalacak yenilen pastalar, konuşulan sözcükler, gülünen espiriler, yapılan şakalar, resimlerde giderilecek duyulan özlem…
Hayat bizi nereye götürür bilmem ama unutulmayacak bu kardeşlik!.. Darısı başına kardeşim…
Mezuniyet Turu..
2 Haz
Selçuk Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi olarak her sene sadece son sınıf öğrencilerinin katıldığı Çanakkale gezisi bu sene de bizim katılımımızla gerçekleşti.
Dört gün süren ve yaklaşık 1800 km’lik yol yaptığımız gezi 29.05.2009 Cuma gecesi saat 22.30′da Konya’dan başladı. ilk durağımız Bursa’nın Osmanlı motifleriyle bezenmiş ayrıca Kınalıkar dizisinden sonra tüm Türkiye’de tanınan tarihi köy Cumalıkızık oldu, sonrasında Telefiriğe çıkacaktık fakat bakımda olduğundan direk Bursa merkez’e geçerek Tophane, Ulucami ve Heykel’i gezdik. Burada Annem ve babamında beni görmek için gelmeleri çiftte mutluluk yarattı. Arkadaşlarım ve ailemle birlikte memleketim Bursa’da oturup sohbet etmek keyifliydi. Daha sonra Uludağ eteklerinde bulunan ve 603 yıllık Tarihi Ulu Çınar’a çıktık burada meyve tabağı ve çayın muhteşek Bursa Manzarasıyla birlikte yarattığı mutluluğu anlatmak gerçekten zor. Artık Bursa’dan ayrılıp Çanakkale’ye doğru yol alma zamanımız gelmişti. Gerçi Mudanya da bir çay içmeden gitmek aslında güzel olurdu ama zaman darlığından dolayı fırsatımız olmadı. Çanakkale Güzelyalı’da Gençlik Kampına geldik ve geceyi orada geçirdik tabi iner inmez ilk yaptığımız şey denize girmek oldu su gerçekten çok sıcaktı biraz daha temiz olsaydı süper olacaktı ama bunada şükür böylece bu senenin ilk denizine girmiş oldum.
İkinci gün Çanakkale Savaşı’nda yaşananları bir bir gözümüzün önüne seren bu nadide ve güzel yerleri anlatmaya satırlar yetmez. Bence her Türk evladının gezip mutlaka görmesi gereken bu yerleri yaşamadna anlatmak mümkün değil. İkinci Günü akşamını da yine Gençlik Kampın da geçifikten sonra üçüncü gün sabahı kahvaltımızı yaparak Balıkesir/Edremit körfezine doğru yol aldık. İlk durağımız Akçay oldu orada iki saat boyunca denize girip öğle yemeklerimizi yedik ve sonrasında Ayvalığa geçtik. Ayvalık’ta Ege Tur Yatı ile hayatımın en güzel günlerinden birini yaşamış oldum. Tekne turu, yemek,deniz ve eğlence gerçekten muhteşem bir gün yaşattı.
En zor kısmı ise dönüş yolculuğu oldu o güzel yerleri bırakarak tekrar Konya’ya dönmek gerçekten zordu gerçi uyuyarak geçse de keşke bu gezi bir kaç hafta sürseydi demeden edemedim ve katılan tüm arkadaşlarımında aynı fikirde olduğunu düşünüyorum.
Bir iki lafta Aksel şöför ve muavinlerine etmeden geçemeyeceğim. Bir gezi anca bu kadar iğrençleştirilebilirdi… Bundan sonra bu geziye gelen hiçbir arkadaşımın Aksel Otobüslerine iyi gözle bakacağını düşünmüyorum ve bende asla binmeyeceğim.
Geziyi Düzenleyen Doç. Dr. Engin Deniz, Öğr. Gör. M.Seyit Ülke ve bizleri yanlız bırakmayan Yrd. Doç. Dr. A.Süleyman Sulak Hocalarımıza bu güzel gezi için tekrar tekrar teşekkür ediyorum.
Not: Resimleri daha sonra ekleyeceğim :)
Konya Macerası..
26 May
Daha önce de bir kaç yazımda belirttim, toplamda 6 senelik (2+4) üniversite hayatıma nokta koymaya hazırlandığımı… Her insanın hayatında mutlaka olmuştur sevinç ve hüzünü birlikte yaşadığı, bir yandan kahkalalar atarak haykırmak, bir taraftan da hüngür hüngür ağlayabilmeyi istediği bunu aynı anda yapabilmeyi, başarabilen var mı bilmiyorum ama gerçekten insan üzerinde derin etkiler bırakıyor ve buluduğunuz nokta ile başlangıç noktası arasında ne varsa gözden geçirmeye başlıyorsunuz. Üniversiteye ilk geldiğiniz gün ve son gününüz arasında nerler yaşadığınızı tek tek hatırlamaya çalışıyorsunuz. Hani son anınımızda hayatımızın film şeridi gibi gözümüzün önünden geçme geyiği vardır ya bunu istemli bir şekilde sadece buradaki anılarınız üzerinde yapabiliyorsunuz.
Gerçekten 4 yıl içinde çok değerli dostluklar kazandım, ilk sene Yadam daki hazırlık sınıfımız olsun, sonrasında ki DGS ile kazanmamdan kaynaklanan İntibak sınıfı olsun birbirinden değerli dostlar… Konya’da bana en çok anlam ifade eden bu dostluklar oldu.
Yadam ( Yabanci Diller Meslek Yüksekokulu ) yıllarında ve hayatım boyunca tanıdığım en iyi, neşe dolu öğretmenlerimden biri olan Hasan Ayrancı ile tanışmak gerçekten hayatımdaki en güzel dönemlerin yaşanmasına vesile oldu. Şu anda ev arkadaşım olan Muharrem Ata ile de Yadam’ın ilk günü tanışmamız ve sonrasında dört yıl bir an bile ayrılmadığımız kardeşliğimizin başlangıcı oldu.
Hayatıma yeni bir bakış açısı yakalamama vesile olan Selçuk Üniversitesi Bilişim Topluluğu ile tanışmamda Konya’ya geldiğim ilk sene sonunda Hazırlık sınıfında ki dostum, kardeşim Muharrem Ata ile birlikte üstün çabalarımız sonunda ( kayıt için gerçekten dolaşmadığımız yer kalmamıştı :) ) gerçekleşti. Sosyalleşmenin ne olduğu, insan ilişkilerinde nasıl davranılması gerektiği konusunda altın değerinde kazanımlarıma vesile olan bu toplulukla neler yapmadık ki 4 yıl da afiş asmalar, seminerler, geziler, etkinlikler, gerçekten unutulmaz anıları hep birlikte yaşadık. İnşallah ömür boyu görüşmeye devam edeceğim, Halil Yetgin, Okan Öztürkmenoğlu, Ali Bakkaloğlu, Serdar Çiftçi, Mustafa Özlü, Metin Şengül gibi dostluklara vesile oldu en başında, öğrencilik hayatında herşeyin ders çalışmak olmadığını anladım. Sosyal sorumluluğunu yerine getirmenin insana verdiği hazzı;“Orada Bilgisayarsız bir köy var uzakta…” sloganı ile başlattığımız köy okullarına bilgisayar yardımı kampanyası ve “Bilişim engel tanımıyor” sloganı ile gerçekleştirdiğimiz bedensel engellilere bilgisayar okur yazarlığı eğitimi sayesinde duydum. Huzur evi ve Çocuk esirgeme kurumu ziyaretlerinde onlarla bir sohbetin bile gözlerinde ki mutluluğa sebep olduğunu farkettim. Bilişim Kurultaylarında gelecekte ülkemizde neler yapılması gerektiğini gördüm. Kısacası birliğin, paylaşmanın verdiği haz ile insanın neler başarabileceğini farkettim. 5 dönemdir çeşitli görevler aldığım, son iki dönemdir başkan yardımcılığını ve Sun Microsystem Temsilciğini yürüttüğüm Bilişim Topluluğundaki resmi görevimi de bu ay içinde tamamladım ve artık fahri olarak destek veriyorum.
Aynı zamanda sınıf arkadaşlarımızla yaptığımız güzel etkinlikler aramızdaki bağları her gün bir kat daha arttırdı. İlk sene intibak sınıfında ( dikey geçiş sınavı ile gelen öğrencilerin fark derslerini aldıkları yıl) tanıştığım sonrasında ev arkadaşım olan ve dostan öte kardeşim olan Dilaver Demirel, enerjisi bitmek tükenmek bilmeyen kapı gıcırtısında bile ritim tutan Mevlüt Tavuş, ismi gibi zeki ve çalışkan Zeki Küçükkara, yaşça büyük olmasına rağmen espirileri ile bizleri kırıp geçiren Ömer Seren ve yaşamındaki tecrübeleriyle bize ışık tutan Mevlüt Altunterim sayesinde o günlerin sıkıntılarını rahatça atabildik. Sonrasında artık üniversitenin resmi öğrencisi olmamızla birlikte daha rahat ve daha güzel paylaşımlarımıza yeni sınıfımızla devam ettik. Konya da tanıdığım e güzel insanlar arasına yenileri eklendi Mevlüt Şahin, Ferit Ulu, Mustafa Sevgili, Murat Bilal, Emrah Şahin, Uğur Yeşilyaprak, Sefa Gürbüz, Nilgün Etsiz gibi.. Tüm sınıfı saymak isterdim ama oldukça zor olacak ama unutlmayacaklar arasında hepsi ayrı ayrı anılarla kaydedildi.
Kısacası 6 yıllık Üniversite hayatımın son 3 eğitim gününe girerken hüzün ve sevinci birlikte yaşıyorum. bu güzel anıları ve dostlukları paylaştığım yerden ayrılacağım son 1 ay KPSS sınavının ve mezuniyetin vermiş olduğu heyecanı dolu dolu yaşayarak bitirebilme ümidi ile geçecek. Sonrasın da ise Allah büyüktür diyerek kaderin ellerine bırakacağız kendimizi… Mezun olacak tüm arkadaşlara gelecek hayatlarında hayırlı işlerle karşılaşmayı, mutlu ve mesut geçirmeleri dileklerimle de noktalamak istiyorum yazımı, Uzun bir yazı oldu gerçekten buraya kadar sıkılmadan okuduğunuz için de size ayrıca teşekkür ediyorum. :)
Seydişehir – Kuğulu Park
20 May
Artık yavaş yavaş mezun olmaya yaklaştıkça sınıfımızda ki birliktelik gittikçe artmakta son 39 günümüz kladı birlikte birşeyler paylaşabileceğimiz. Bu vesile ile Sınıftan 24 arkadaşımızla birlikte Konya Seydişehir – Kuğulu Park’a pikniğe gittik 19 Mayıs tatilinin bahanesiyle.
Gerek öncesi gerek piknik zamanı ve gerek dönüş yolundaki güzel paylaşımlarımızla herkesin hatıralarında güzen anlar geçirmesine, kimi zaman hüzün, kimi zaman neşe ile gülüşlerimize vesile oldu.

Neler yapmadık ki :), Okey ve batak oynadık, Futbol, basketbol ve voleybol maçları yaptık. Herkesin sabırsızlıkla beklediği mangal anı ise gerçekten güzeldi. Harcanan enerjiyi tekrar depolama çabaları izlemeye değerdi :) 2 saat süren umutlu bekleyiş 24 kişinin katılımıyla cidden 20 dakika sürmedi sanırım :)

Sabah saat 5.45′te kalkıp yollara düşerek yüzlerdeki sevinç ve merak ifadeleri, akşam güneşinin batmasıyla artık yerini yorgunluğa ve yüzlerdeki memnuniyetin izlerine bıraktı. Otobüs’te de bir şenlik havası ile türküler, şarkılar söylerek katılan herkese tek tek video eşliğinde ettiğimiz teşekkürlerle noktaladık.
Amaç piknikten çok son günlerimizi yaşadığımız Selçuk Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Bilgisayar Sistemleri Öğretmenliği Bölümü İkinci Öğretim 4-B sınıfı olarak ileride güzel anılarla anacağımız, yıllar sonra çocuklarımıza torunlarımıza anlatabileceğimiz anıları paylaşmak vardı ve bunu en iyi şekilde başardık.

Düzenleme de ve katılımda bizleri yanlız bırakmayan tüm arkadaşlara teşekkürler ediyorum. İnşallah bu dostluk yıllar sonra da bugünkü gibi karşılıksız, saf ve unutulmaz olması dileğiyle…




